Reklam
Reklam

NATO zirvesi ile ilgili çarpıcı açıklamalar!

NATO toplantısında yaşananlar, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un kuruluşa yönelik eleştirileri, Türkiye'nin bu toplantıdaki pozisyonu ile ilgili Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski başkanı İsmail Hakkı Pekin, Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye gazetesi yazarı Batuhan Yaşar ve Haber7 yazarı Taha Dağlı önemli açıklamalarda bulundu.

NATO zirvesi ile ilgili çarpıcı açıklamalar!
NATO zirvesi ile ilgili çarpıcı açıklamalar! Admin
Bu içerik 65 kez okundu.
Reklam


Londra'da gerçekleşen NATO zirvesinde liderlerin açıklaması dünya gündemine damga vurdu. Toplantının ana gündem maddelerini, Macron'un kuruluşa yönelik eleştirileri ve Türkiye'nin Suriye'deki varlığı, S-400 meselesi oluşturdu.

 

Haber7.com olarak NATO zirvesi sonrasındaki gelişmeleri, Türkiye'nin NATO içerisindeki varlığının bundan sonraki süreçte nasıl ilerleyeceğini Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski başkanı İsmail Hakkı Pekin, Prof. Dr. Kemal İnat, Türkiye gazetesi yazarı Batuhan Yaşar ve Haber7 yazarı Taha Dağlı'ya sorduk.

İSMAİL HAKKI PEKİN: "TÜRKİYE'NİN TEHDİTLERİ İLE NATO'NUN ALGISI UYUŞMUYOR"

 

İsmail Hakkı PEKİN

Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra ülkelerin farklı farklı politikaları ortaya çıkamaya başladı. O ülkeler ve bizim aramızda NATO'nun 5. maddesine göre bir ülkeye yapılan saldırı herkese yapılmış sayılacaksa da bu tehdit uzaklaştığı için ülkeler rahat bir şekilde kendi çıkarlarını ortaya koyuyorlar.

"FRANSA GÜÇLÜ OLMAK İSTİYOR"

Fransa, bölgede daha güçlü olmak ve kendi kontrolünde bir güvenlik oluşumu istiyor, NATO'nun daha saldırgan kullanılmasını istiyor. Çünkü Fransa'nın Ortadoğu ve Afrika'da emelleri var ve NATO'yu bu amaçlar doğrultusunda kullanmak istiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin tehdit olarak algıladığı şeyleri, tehdit olarak algılamıyor. Diğer ülkeler de öyle. Buna rağmen bu tehdit algılamasında bir birlik beraberlik yok.

"TÜRKİYE NATO'DA KALMALIDIR"

Tüm bunlara rağmen Türkiye NATO'da kalmalıdır. Bir ittifak içerisindeyiz ve bu ittifakta hiç olmazsa belirli kurallar var. Bir de NATO ülkeleri ile bizim aramızdaki sorunları NATO teşkilatı içerisinde görmememiz gerekiyor. ABD ile sorunlarımız var, getirip NATO'ya bağlıyoruz. Bizim için önemli olan şu; Bizim bekamıza, toprak bütünlüğümüze tehdit olunca bu 5. madde gereği NATO'nun devreye girmesini gerektirmeli. Burada bir destek göremedik. Herkes NATO'nun tehdit algısının değişmesinden yana. ABD, Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri Rusya'yı ciddi bir tehdit olarak görürken Fransa böyle görmüyor. Bizim için önemli olan NATO içerisinde kalarak Türkiye aleyhtarı her türlü gelişmeyi gözetmek. Türkiye NATO üyesi olan tek Müslüman ülke. Türkiye'nin NATO içerisinde kalması ve burada mücadele etmesi gerekiyor. Askerlerimizi ve oradaki bürokratlarımızı Türkiye'nin milli menfaatlerine göre yetiştirmeliyiz. Asıl sorunumuz bu. NATO üyelerinin milli menfaatleri ile Türkiye'nin milli menfaatleri her konuda uyuşmuyor. Uyuşmayan taraflarını Türkiye her yerde savunmaya devam edecek.

KEMAL İNAT: "NATO AVRUPA'DAKİ ABD DEMEKTİR"

Prof. Dr. Kemal İnat

NATO'nun içinde bulunduğumuz dönemdeki kaos görüntüsü biraz da üye sayısının fazlalığı ile alakalı. Sonuçta NATO sürekli genişleyen bir örgüt. Soğuk Savaş öncesinde 16 üyesi vardı. 16 üyenin anlaşması ile 29 üyenin anlaşması aynı şey değil. Herkesin kendi ayrı çıkarları var. Bazı üye ülkeler NATO'dan beklentilerini alamadıkları için zaman zaman NATO'yu sorgulayan, hedef alan açıklamalar yapıyorlar. Bazı üye ülkeler ise tam tersi olarak NATO'yu önemsiyorlar. Doğu Avrupa ülkeleri için çok önemli. Örneğin, Polonya, Estonya, Litvanya için çok önemli.. Neden? Rusya karşısında kendilerini tehdit altında hissediyorlar. Ve onları tek savunabilecek ülkenin ABD olduğunu düşünüyorlar.

NATO demek Avrupa'daki ABD demek. NATO olmasaydı ABD Avrupa'ya asker bulundurmayacaktı. ABD'yi Avrupa'ya yaklaştıran bir örgüt. Fransa için çok önemli değil. Yakın geçmişi ile de alakası var. Avrupa'nın güvenliği konusunda ABD'nin üstlendiği rolden her zaman rahatsız olan Fransa, bazı istisnalar haricinde Fransa Cumhurbaşkanları NATO konusunda sorgulayıcı bir pozisyon içerisinde olmuşlardır. Macron da aynısını yapıyor çünkü Trump'ın ABD Başkanı olduktan sonra yaptığı açıklamalardan rahatsız olmuşlar ve Avrupa'ya özgü bir güvenlik gücü kurulması konusundaki eski düşünceleri canlanmıştı. Fransa açısından baktığımızda NATO o kadar işlevsel görünmüyor. ABD'nin dışarıda olduğu alternatif bir güç oluşturmak istiyorlar.

"NATO'NUN TÜRKİYE'YE KATKISI YOK"

Türkiye açısından baktığımızda; Türkiye NATO'daki ülkelerin güvenliği için ciddi katkılarda bulundu. Ama baktığımızda NATO Türkiye'nin güvenliğine ne kadar katkıda bulundu? Soğuk Savaş döneminde Sovyetler ya da Doğu Bloku karşısında bir güvenlik unsuru olduysa da Türkiye bunu çok ağır ödedi. ABD Türkiye'nin güvenliğine yaptığı katkının karşılığında iç ve dış siyasetine karıştı. Türkiye'deki darbelerde ABD'nin etkisi ve katkısı ortadadır.

Soğuk Savaş sonrasında Türkiye'nin güvenliğine yönelik en önemli tehdidin terörizm olduğunu düşünürsek NATO'nun bir katkısını görmüyoruz. Tam tersi, ABD ve Fransa gibi müttefiklerimiz teröre karşı yanımızda durmak yerine onlar ile ittifaklar kurmayı tercih ediyor. YPG/PKK ile ilişkilerini veya FETÖ'nün ABD'de himaye edilmesini örnek gösterebiliriz. Özet olarak, NATO ülkelerinin sayıları fazla, beklentileri farklı. Dönemsel olarak da beklentiler değişebiliyor. Bazı dönemler varlığının devam etmesi istenirken bazı dönemlerde katkı göremeyen üye devletler sorgulayıcı tutumlar takınabiliyorlar.

BATUHAN YAŞAR: "MACRON KÖŞEYE SIKIŞTI"

Batuhan YAŞAR

İki yönlü bakmak lazım. Fransa burada YPG/PKK'nın sözcülüğünü üstlenmiş durumda. Suriye'de ve Irak'ta çok sıkıştılar. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında bir nefes borusu lazımdı. YPG/PKK o nefes borusunu da Fransa aracılığıyla almaya çalışıyorlar. Macron iç siyasette çok sıkıştı. Büyük umutlarla geldiyse de bir yandan akaryakıt zammı bir yandan Sarı Yelekliler'in protestosu ile karşılaştı. Çok değil daha yakın zaman önce PKK'lıları Elysee Sarayı'nda ağırladığını da çok iyi biliyoruz. Türkiye bu bölgedeki hamlelerine devam edecek. Adı ne olursa olsun terör örgütlerini bu bölgeden kaldırmak gibi bir amacı var. Dolayısıyla NATO'yu da bu bağlamda kullanmaya çalışıyor.

Dün Macron'un kabadayıvari bir tavır ile yaptığı açıklamalar da bunun bir tezahürü. Türkiye dün bilgilendirmelerini yaptı. Bu terör örgütlerinin aynı kaynaktan olduğunu duyurdu. Fransa bir yandan kapalı kapılar arkasında Türkiye'yi NATO'dan çıkarmaya çabalıyor. Türkiye Soğuk Savaş yıllarından beri NATO'nun güneydoğu kanadının korumasını üstlenmiş durumda. Perşembe günü Fransa'da hayat duracak, genel bir grev var.

"TERÖR TANIMI YAPILIRSA TÜRKİYE KAZANIR"

Macron'un tavrının açıklaması şu; iç siyasette çok sıkıştı, NATO zirvesinde bir hava alır mıyım düşüncesi vardı. Sadece kendisi için değil PKK'ya da alan açmaya çalışıyor. Baktığımızda Mali dahil 5 Doğu Afrika ülkesinde darbe yaptırıyor, kan döküyor barış adı altında. Bir taraftan kendi oyununa düştü Macron ve dedi ki, "Terör ve terörist tanımını tekrar yapmalıyız." Bu yapılırsa zaten Türkiye kazanacaktır.

TAHA DAĞLI: "MACRON YALNIZLAŞIYOR"

Macron'un PKK ve unsurları ile ilgili fikirleri aslında değişmez. Burada da kendisine yönelik baskı var. Bu sadece PKK ile ilgili değil. Fransa'nın genel olarak tavrı diğer Batılı ülkelerin tepkisini çekiyor. Türkiye'nin de tezlerinin haklılık noktasına ulaşması ve NATO üyesi olarak önemli bir stratejik ortak olmasının tüm Batılı liderler tarafından kabul edilmesi Macron'u yalnızlaştırıyor. Fransa'yı yalnızlaştırıyor. NATO'ya alternatif Avrupa ordusu kurma fikirleri, DEAŞ ve PKK konusunda bakış açıları, Türkiye'ye yönelik tavırları Macron'un yalnızlaştığını gösteriyor. Almanya da buna tepki gösteriyor. PK/PYD meselesine gelindiğinde ise Türkiye NATO'ya, "Ben senin müttefikin isem ve tüm yükümlülüklerimi yerine getiriyorsam sende benim mücadeleme saygı gösterecek PKK'nın unsurlarını da terör örgütü kabul edeceksin" diyor.

"TÜRKİYE AĞIRLIĞINI HİSSETTİRİYOR"

NATO şuanda Türkiye'nin ne derece önemli bir müttefik olduğunun farkında. Türkiye'nin uyguladığı politika haklılıklarını ortaya koyduğu kadar NATO müttefiki olarak ağırlığını da ortaya koyuyor. Türkiye bu açıdan destek göremediği takdirde Baltık'taki projelere sıcak bakmayacağını belirtti. Türkiye istediklerini 90 sayfalık bir rapor olarak NATO üyelerine sundu. NATO ya da üyeleri Macron'un açıklamalarını ciddiye almayacaktır. NATO Türkiye'nin bu anlamdaki siyasi destek talebine olumlu yanıt vermese de terör ile mücadelede gölge olmayacaktır, ayak bağı olmayacaktır. 

"TÜRKİYE'YE KARŞI KOYACAK GÜÇLERİ YOK"

Macron'un sözleri ve politikaları çok da ciddiye alınmıyor. Trump S-400 konusunda da kendisine cevap verdi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in de bu konuda Türkiye'ye haklılık payı verdiğini de biliyoruz. İngiltere'de Brexit krizi var. Fransa'daki kargaşa belki daha fazla. Sarı Yelekliler bir yıldan fazladır protesto sürdürüyor. Öte yandan Türkiye'nin Libya'daki hamleleri, gönderilecek olan DEAŞ'lılar Macron'un keyfini kaçırıyor. Tüm sözlü tartışmalarda Macron altta kalıyor. CENTCOM'un Afrika'da varlığının daha da ön plana çıkması Fransızları tehdit eden gelişmelerden biri. Buradan bakıldığında Türkiye'nin S-400 ve Suriye meselelerine sözlü olarak karşı çıkıyor olsalar da buradaki faaliyetleri engelleyebilecek güçleri yok.
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trabzon uyarıldı!
Trabzon uyarıldı!
Kesgin’in avukatı davadan çekildi
Kesgin’in avukatı davadan çekildi