Reklam
Reklam

'Çin başardı, İtalya büyük hata yaptı' deyip koronavirüsle ilgili Türkiye'yi uyardı!

İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Medaim Yanık, Kriter dergisine verdiği röportajda, tüm dünyayı saran koronavirüs salgını ile mücadelede başarıya ulaşmak için en önemli etkenlerden birinin “psikolojik direnç” olduğunu söyledi. Yanık bu çerçevede Çin'in başarılı olduğunu İtalya'nın ise hata yaptığını söyledi.

'Çin başardı, İtalya büyük hata yaptı' deyip koronavirüsle ilgili Türkiye'yi uyardı!
'Çin başardı, İtalya büyük hata yaptı' deyip koronavirüsle ilgili Türkiye'yi uyardı! Admin
Bu içerik 107 kez okundu.
Reklam


Prof. Dr. Yanık, “Bu virüsle mücadelenin seyrini bedenin direnci kadar psikolojik direnç de etkileyecek. Virüse karşı mücadelede en ihtiyaç duyduğumuz şey bağışıklık sistemi. Stresi yönetememek bağışıklığımızı engeller. Bu sebeple de mutlak anlamda bir stresi yönetme süreci yaşamamız gerekir” ifadelerini kullandı.

 

Dünya yeni tip koronavirüs salgınıyla (Covid-19) mücadelede Türkiye ciddi tedbirler alıyor. Toplum büyük bölümü, ‘Evde Kal’ çağrılarına uyarak evlerinden dışarıya çıkmıyor. Bu zorlu sürecin başarıyla atlatılabilmesi için alınan tedbirlerin yanı sıra toplum ve birey psikolojisinin iyi yönetilmesi büyük önem taşıyor. Kriter dergisi, Nisan sayısında koronavirüs krizini bu boyutu ile ele alan bir röportaj yayımladı. İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Medaim Yanık ile yapılan röportaj, bireylerin koronavirüs sürecinde başlayan kaygı ve endişe halini nasıl tolere edebileceği ve toplumun psikolojik açıdan bu krizle nasıl baş edebileceğine dair ipuçları veriyor. İşte röportajdan bazı bölümler:

GÜÇLÜ BİR KRİZLE KARŞI KARŞIYAYIZ

Koronavirüs meselesi sahici ve gerçek bir mesele. İnsanlık tarihi boyunca görülen büyük meselelerden biri olarak görmek lazım bu salgını. Bu yüzden sonuçları itibarıyla de dönüştürücü etkisi yüksek olacak. Belki de yakın tarihte İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın yaşadığı en büyük krizlerden biri bu. Bireyleri, gündelik hayatı, sosyal hayatın işleyişini, ekonomiyi, sosyal düzeni ve uluslararası ilişkileri küresel düzeyde etkiliyor. Sonuçları itibarıyla bireyleri, toplumu ve dünya düzenini değiştirebilme gücüne sahip olan bir mesele olduğu için sahici, güçlü bir krizle karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

 

EN ÖNEMLİ ŞEY PSİKOLOJİK DİRENÇ: ÇİN BAŞARDI, İTALYA HATA YAPTI

Aslında koronavirüsle baş edebilmenin yolu bir nevi toplum psikolojisini iyi yönetmekten geçiyor. Çünkü bu tür pandemi durumlarıyla ancak toplumun tüm bireylerinin eş güdümlü olarak hareket etmesi ile baş edilebilir. Bunu şuna benzetebiliriz; bir kanoda kürek çeken kişiler eş zamanlı olarak aynı anda aynı yöne doğru çektiklerinde hedefe hızla ulaşabilirler. İnsanlar salgın sırasında gereken davranış biçimini aynı anda yaparlarsa pandeminin önü kesilebilir. İnsanların panik halinde hareket etmesi, kanoda kürek çeken kişilerin birbirlerinin tersine kürek çekmesi gibi bir durumu ortaya çıkarır. Nitekim bu duruma birebir şahit olduk. Çin’de insanlar, belki otoriter devletin de etkisiyle eş zamanlı davranmayı başardı ama İtalya’da bu olmadı. Kuzeyden paniğe kapılan kişiler güneye doğru eş zamanlı hareket ettiler ve virüsü bütün ülkeye yaydılar. Hem bireylerin hem de devletin psikolojik durumu iyi yönetememesi bu duruma neden oldu. 

STRES HALİNDEN UZAK DURULMALI

Bu dönemde ruh sağlığı açısından anksiyete (kaygı) duymak da makul bir şey. Psikolojiden bildiğimiz, stres-performans eğrisinde hiç stresiniz olmazsa yeterince performans gösteremiyorsunuz. Koronavirüs ile ilgili bir endişeniz olmazsa gereğini yapamıyorsunuz. Koronavirüsle ilgili endişeniz aşırı olursa bu da sizi durduruyor, akılsızca davranışlara yöneltiyor, gerçekçi tedbir almanızı engelliyor. Makul düzeyde bir stres olması gerekiyor. Ama bu stres korku şekline panik şekline ulaşır ve bütün toplumu ele geçirirse rasyonel davranış ortadan kalkar. Bu da virüs sürecini kontrol etmemizi zorlaştırır.

PSİKOLOJİK TERAPİ ŞART

Bu dönemde psikolojimizi korumak çok önemli. Çünkü uzun süreli bir stres altında kalacağız. Bu virüsle mücadelenin seyrini bedenin direnci kadar psikolojik direnç de etkileyecek. Çünkü bedenle stres arasındaki ilişkiyi biliyoruz. Eğer uzun süre stres altında kalırsak kortizol dediğimiz bir madde bedenimizde artıyor ve bağışıklığı baskılıyor. Halbuki bu dönemde virüse karşı mücadeledeki en önemli, en ihtiyaç duyduğumuz şey bağışıklık sistemi. Stresi yönetememek aslında bağışıklığımızı engeller. Bu sebeple de mutlak anlamda bir stresi yönetme süreci yaşamamız gerekir.

STRES NASIL YÖNETİLİR?

Belli bir düzeyde stresli olmayı kabul etmemiz gerekir. Bu hayatta kalmamızı sağlıyor. Ama bu stres kontrolümüzün dışına çıkıp psikolojimizi bozar hale geldiyse profesyonel yardım almak gerekir. Tabi bu süreçte sağlık sistemi de kolay işleyemeyeceği için internet üzerindeki kaynaklardan stresle nasıl baş edebileceğimizi öğrenebiliriz. Eğer stres bir hastalık düzeyine gelmişse, yine internet üzerinden psiko-terapi dediğimiz yardım alma yöntemi kullanılabilir. Son yıllarda uygulanan bu yöntem, bu süreçte önemli bir işlev görecektir. 

OBSESİFLİK RİSKİ 

Ruh sağlığımızı yönetemediğimiz zaman bu hastalıkla baş etmemiz zor. Ellerimizi Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği şekilde yirmi saniye yıkamak sağlıklı bir davranışken dakikalarca yıkamak ve gereğinden fazla eliniz bir şeye dokunmadan da tekrar tekrar yıkamaya başlarsanız bu obsesif bir duruma dönüşür. Otoritelerin koyduğu tanımlara uymadan hastaneye gidersek hem riskimizi arttırırız hem hastane sistemini yürütmemiş oluruz. 

ŞEFFAFLIK KAYGIYI ENGELLER

Sosyal medyada maalesef oldukça kaotik ve manipülatif içerikler paylaşılabiliyor. Bir yandan da insanlar güven problemi yaşıyor. Devlet ve kurumlara karşı güvenin az olduğu bir dünyada internetin imkanlarını gerçek bilgiye, gizlenebilen bilgiye ulaşabilme yolu olarak görüyorlar. Ama bir yandan da manipülasyon yapanların cirit attığı ve kitleleri yönlendirdiği bir alan. Bu yüzden bu dönemde kitleler, özellikle sağlık kurumlarını ve belli otoriteleri takip etmeli. Baskın, güvenilir bilgilenme kaynağı olarak Sağlık Bakanlığı’nın süreci şeffaf yönetmesi buradaki en temel mesele gibi gözüküyor.

RUH SAĞLIĞI İÇİN 14 KURAL 

Bu dönemde kaygı düzeyi yüksek insanların kaygısı daha yükselecektir. Ruhsal hastalıkları olan kişilerin hastalıkları da alevlenebilir. Anksiyete bozukluğunun toplumda görülme sıklığı yüzde 12, depresyon gibi herhangi bir ruhsal hastalık tanısı almış kişilerin oranı ise yaklaşık yüzde 20’dir. Bu tür kaygının yüksek olduğu dönemlerde buna yeni vakalar da eklenir. Bu yüzde 20 bandı genişler. Kaygı genel bir hale yayılabilir ama birçok insan bunu bir düzeyde yönetmeyi başaracaktır. Bir nevi iki taraflı büyüme de olacak diyebiliriz. Bazı insanlar bu süreçten zor şartlarda yaşamayı, hayatta kalmayı öğrenerek kendilerini güçlendirerek çıkacaklar, bazı insanlar ise uzun süreli bir stres altında kalacaklar. Bu dönemde özellikle Sağlık Bakanlığı’nın fiziksel 14 kuralı gibi ruh sağlığını korumanın da kuralları dediğimiz bir bilgi ağı bütününün toplum düzeyinde yayılması gerekiyor. Bir nevi ruh sağlığımızı korumak için Sağlık Bakanlığı’nın 14 kuralının karşılığını oluşturmamız lazım. 

BUNLARI YAPMAMAK MAHVIMIZA SEBEP OLABİLİR

Bu salgının önüne geçilebilmesi için alıştığımız bireysel ve toplumsal sosyal yaşam akışımızın değişmesi gerekiyor. Kitlesel düzeyde yaşam akışı değişmeden bu virüsle baş edebilmek imkansız gibi görünüyor. İnsanların hayat değişimlerine uyum sağlaması kolay bir şey değildir. O yüzden zor olacak. Bütün dünyada sosyalleşmeden gündelik hayat düzenini değiştirerek evde bulunmak insanlara zor geliyor. Bazı insanlar için bu katlanılmaz düzeyde sıkıntı olabiliyor. Kitlesel düzeyde evde kalmak, sokağa çıkmamak, sosyal mesafeleri azaltmak, toplu hareketler aktiviteler mutlak kurallar. Bunları yapmamak mahvımıza sebep olabilir.

Psikolojinin en önemli mutluluk teorilerinden bir tanesi Mihaly Csikszentmihalyi’nin Akış Kuramı’dır. Buna göre, bir insan eğer zaman ve mekandan kopacak kadar bir şeyle meşgul olabilirse buna “akış yaşantısı” denir ve bu mutluluğumuzun ana parçalarından bir tanesidir. Bu dönemde akış yaşantıları oluşturmak ruh sağlığı için önemli bir koruyucu olabilir. 

Bu evde kalma hali, aslında iş yaşamı ile aile yaşamı arasındaki dengenin bozulmuş halini bir miktar aile lehine düzeltmek için bir fırsat da olabilir. Eşle, çocuklarla aktif vakit geçirebilmek için birçok insan için imkan olabilir. Bu da yaratıcı çözümler bulmayı gerektiriyor. 
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trabzon uyarıldı!
Trabzon uyarıldı!
Kesgin’in avukatı davadan çekildi
Kesgin’in avukatı davadan çekildi